23 Kasım 2025 Pazar

Sonsuz Tiyatro’da Şen Kızlar-Yılmaz Parlar

  

Sonsuz Tiyatro’da Kahkaha Dolu Bir Gece

Tiyatro, Sinemanın Görünmeyen Omurgasıdır

Tiyatro sahnesi, bir oyuncunun gerçek ustalığa ulaştığı en saf, en zor ve en öğretici alandır. Sahnede nefes almak, doğaçlamak, seyirciyle aynı anda aynı duyguyu paylaşmak; sinemanın kamerayla yakalayamayacağı kadar canlı, derin ve öğretici deneyimler sunar.

Bu yüzden “İyi tiyatro oyuncusu, iyi sinema oyuncusudur” sözü boşuna söylenmemiştir. Çünkü tiyatro oyuncuya yalnızca rol değil; ritim, zamanlama, tepki, duygu kontrolü ve karakter derinliği kazandırır.
Hele ki komedi… Komedi oynayan bir oyuncu; trajediyi de, dramı da, romantizmi de ustalıkla canlandırır.

Zira komedi; zeka, refleks, sahne hâkimiyeti ve izleyicinin nabzını anında tutabilme gibi benzersiz yetenekler ister. Komediyi iyi oynayan, aslında tüm karakterleri oynayabilecek ustalığa ulaşmış demektir.

Gala Gecesi Büyüledi

Sonsuz Tiyatro’nun sımsıcak atmosferinde sahnelenen tek perdelik komedi oyunu “Şen Kızlar”, 22 Kasım 2025 Cumartesi akşamı gerçekleştirdiği gala ile seyirciyi kahkahaya boğdu.

 “Sanatın sonsuz yolculuğu” sloganıyla yola çıkan tiyatro, yine dolu dolu bir salonla yeni sezonun en neşeli oyununa ev sahipliği yaptı.

Karakterlerin Ruhu Tek Bir Oyuncuda: Derya Şen

Edebiyatta bir söz vardır: “Yazar, kahramanını kendi ruhundan doğurur.”
“Şen Kızlar” tam da bu tanımın sahnedeki karşılığı oldu.

Oyunun hikâye ve proje tasarımına imza atan Derya Şen Akbacak, adeta oyundaki tüm kadın karakterlerin duygusunu, coşkusunu ve iç dünyasını kendi ruhunda harmanlayarak sahneye taşımıştı.

Karakterlerin her biri farklı bir kadın tiplemesi gibi görünse de, hepsinin özünde Derya Şen’in sanatsal zekâsı, gözlem gücü ve yaratıcı enerjisi hissediliyordu.

Oyunculuklar Kusursuz, Roller Tam Oturmuş

Sahnedeki tüm oyuncular;
Derya Şen Akbacak, Ceyhun Demirkollu, Tuğçe Nalbantoğlu, Nergis Baca, Neda Sözbir, Zeynep Cil, Elif Turna ve Gökhan Yetiş
rollerini öylesine ustalıkla canlandırdı ki, karakterler yalnızca oynanmadı; yaşandı.

Komedi temposu hiç düşmeyen oyunda beden dili, jestler, mimikler ve diyaloglar o kadar yerli yerindeydi ki seyirci kahkahasını tutamadı.
Rollerin her oyuncu üzerinde “tam oturmuş” olması, oyunun yüksek enerjisini gala boyunca hiç kaybetmemesini sağladı.

Sonsuz Tiyatro’nun Sıcacık Dünyası

Galanın gerçekleştirildiği Sonsuz Tiyatro, butik yapısıyla izleyiciyi sahneye yaklaştıran, samimi atmosferiyle oyuncu-seyirci bağını güçlendiren bir mekân.
Bu yakınlık “Şen Kızlar” gibi enerjisi yüksek komedilerde adeta bir avantaja dönüşüyor; kahkahalar duvarlardan geri dönüyor, oyuncuların enerjisi salonun her köşesine yayılıyor.

Bir Eğitimci ve Sanat Fabrikası; Derya Şen

Derya Şen’i yalnızca başarılı bir oyuncu, senarist ve proje oluşturucu olarak tanımlamak artık yeterli değil.
O, derin bir sanat vizyonuna sahip bir eğitmen, bir yol gösterici, bir sanat üreticisi.

Kurucusu olduğu Derya Şen Akademi, bugünün ve yarının sahne sanatçılarını yetiştiren bir sanat atölyesi gibi çalışıyor.
Yalnızca oyunculuk eğitmekle kalmıyor; öğrencilerine karakter analizi, sahne hâkimiyeti, jest-mimik çalışmaları ve sektör bilinci kazandırıyor.
Derya Şen, akademisinde yetiştirdiği oyunculara yalnızca bilgi değil, aynı zamanda sahne fırsatları da sağlayarak Türkiye’de nadir görülen bir “tam döngülü eğitim modeli” sunuyor.

Bugün sahnede duran birçok genç oyuncunun özgüveni, beden dili ve karakter derinliği, arkasında duran bu güçlü eğitmenin emeğinin bir sonucu…

Derya Şen, Sahnenin ve Perdenin Çok Yönlü Gücü

Derya Şen; sahnede bir karakter ustası, kamera karşısında güçlü bir oyuncu, kalemiyle hikâye kuran bir senarist, sesiyle karakterlere hayat veren bir ses sanatçısı, genç yeteneklere yol açan bir eğitmen…

Uzun yıllardır hem sinema hem tiyatro dünyasında üreten, rol alan, proje geliştiren ve sanatçı yetiştiren çok yönlü bir değer.
“Şen Kızlar”ın enerjisinin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi de işte bu çok yönlü sanat aklının oyunun her noktasına işlemiş olması.

Emeği Geçenler

Yazan: Serdar Saraçoğlu
Yöneten: Gökhan Yetiş
Hikâye – Proje: Derya Şen Akbacak
Ses – Işık: Yılmaz Furkan Yetgin
Sanat Yönetmeni: Serkan Akdağ
Sanat Asistanı: Eren Zafer
Afiş Tasarımı: Mert Güner
Yapımcı: Mert Ozan Düz – Derya Şen Akbacak

Şen Kızlar, Bu Sezonun En Keyifli Komedi İşlerinden Biri

Sonsuz Tiyatro seyircisi, gala sonrası salondan gülen yüzlerle ayrıldı.
“Şen Kızlar”, mizahın dozunu ayarlayışı, oyuncuların güçlü performansları ve Derya Şen’in sanat vizyonunun sahneye yansımasıyla sezonun en taze ve keyifli oyunlarından biri olmaya aday.

yilmazparlar@yahoo.com

16 Eylül 2025 Salı

İKSV-18. İstanbul Bienali-Yılmaz Parlar

  

Üç Ayaklı Kedi ile Kapılarını Açıyor

Sanat, Direniş ve Umut İçin Bir Çağrı

Küratör Christine Tohmé'den güçlü mesaj; "Filistin'deki soykırım durdurulmalı. Sanatımız, dünyada ezilenlerin sesi olsun diye." 30'u aşkın ülkeden 47 sanatçının eserleri, 8 mekânda ücretsiz sergilenecek.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 2007-2036 ana sponsoru Koç Holding'in desteğiyle düzenlenen 18. İstanbul Bienali, bu yıl alışılmışın dışında bir formatta, "Üç Ayaklı Kedi" başlığıyla sanatseverlerle buluşuyor.

Küratörlüğünü Lübnanlı küratör Christine Tohmé'nin üstlendiği bienalin, üç yıla yayılacak olan uzun soluklu yolculuğunun ilk ayağı, 20 Eylül - 23 Kasım 2025 tarihleri arasında, Beyoğlu-Karaköy hattındaki birbirine yürüme mesafesindeki 8 farklı mekânda ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

Bienalin detaylarının paylaşıldığı Basın Buluşması, bienal mekânlarından biri olan Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi'nde gerçekleştirildi.

Toplantıya, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, İstanbul Bienali Direktörü Kevser Güler ve Küratör Christine Tohmé katıldı.

Tohmé'den Dünyaya Sanatla Siyasi ve Duygusal Bir Çağrı

Basın toplantısında en dikkat çekici konuşma, bienalin küratörü Christine Tohmé'den geldi. Tohmé, konuşmasına katılımcılara teşekkür ederek başlasa da, sözlerini hızla dünyada yaşananlara ve sanatın rolüne getirdi. Duygusal ve politik olarak "inişli çıkışlı" bir dönemden geçildiğini vurgulayan Tohmé, "Tarihin çok karanlık bir bölümüne tanıklık ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Tohmé, konuşmasında özellikle Filistin, Sudan ve Kongo'daki duruma dikkat çekerek, "Çalışmamız aracılığıyla dünyada ezilen insanların ve her gün en korkunç suçlara tanık olanların hissiyatlarını biraz olsun değiştirmeye çalışırız" dedi. Yaptığı işin, hayatını kaybeden herkese bir "armağan" olduğunu söyleyen Tohmé, şu sözlerle konuşmasını sürdürdü:

"Filistin'de yaşanan soykırımı durdurmak zorundayız. Çünkü dünyanın bir köşesinde, sadece yaşama, var olma ve topraklarına sahip olma hakkı istedikleri için masumca katledilen birileri varken koltuklarımıza yatıp uzanamayız... Bazen aptal ve naif hissediyorum, ama bu inanç kalbimde var ve buna sınırsız bir şekilde inanıyorum."

Tohmé, bienalin kavramsal çerçevesini anlatırken de, sanatı bir "tanıklık biçimi" ve "ısrar göstergesi" olarak tanımladı. Bienalin, "öz-koruma" ve "gelecek" temaları etrafında, kahkaha, reddetme ve büyülenme tonlarında şekillendiğini ifade etti.

Eczacıbaşı, "İstanbul ve Bienal Birbirine Güç Verdi"

İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, 38 yıldır düzenlenen bienalin İstanbul'u dünya çapında bir sanat merkezi haline getirme vizyonlarının en önemli adımlarından biri olduğunu belirtti. "Şehrin dokusu, dinamizmi bienale esin kaynağı olurken, bienal de İstanbul'un tarihini, kültürünü, güncel yüzünü dünyaya açtı" diyen Eczacıbaşı, Koç Holding'in uzun soluklu sponsorluğunun bienali ücretsiz erişilebilir kıldığını vurgulayarak tüm destekçilere teşekkür etti.

Ömer M. Koç, "Sanat, Toplumsal İlerlemenin Temel Ölçütüdür"

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç ise, Atatürk'ün "Güzel sanatlarda muvaffakiyet, bütün inkılapların muvaffak olduğunun en katî delilidir" sözünü hatırlatarak başladığı konuşmasında, sanatın toplumsal varoluşun temel unsurlarından biri olduğunun altını çizdi. Belirsizliklerle dolu bir çağda sanatın yaratıcı cesaretine ve sorgulamasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu söyleyen Koç, "Bienalin bu yılki konsepti 'Üç Ayaklı Kedi', eksiklik gibi görünen durumların aslında yeni bir denge kurma biçimine dönüşebileceğini bizlere hatırlatıyor" dedi.

Yürüyerek Keşfedilecek Bir Bienal

  1. İstanbul Bienali, ziyaretçilerini İstanbul'un tarihi dokusu içinde yürüyerek bir keşfe davet ediyor. Sergilenecek 8 mekân şunlar:

Elhamra Han: İstiklal Caddesi'nde, bienal için ilk kez kullanılacak.

Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi: Filistinli sanatçı Khalil Rabah'ın yerleştirmesine ev sahipliği yapacak.

Meclis-i Mebusan 35

Külah Fabrikası: Eski bir dondurma külahı fabrikası.

Zihni Han: Bienal için önemli bir restorasyonla yenilendi, ilk kez halka açılıyor.

Galeri 77: Eski bir depo.

Muradiye Han, Restore edilen tarihi bina.

Galata Rum Okulu, Kapsamlı restorasyonun ardından bienale geri dönüyor.

Küratör Tohmé, ziyaretçilere "Tek bir taksiye bile binmenize gerek kalmayacak. Keyfini çıkaracaksınız. İki buçuk saatte yürüyerek yapabilirsiniz ama eserlerle etkileşim kurmak iki buçuk gün sürüyor" çağrısında bulundu.

18. İstanbul Bienali, "Üç Ayaklı Kedi"
Tarih: 20 Eylül - 23 Kasım 2025
Mekânlar: Beyoğlu-Karaköy hattındaki 8 farklı nokta
Katılım: Ücretsiz
Sanatçı Sayısı: 30'u aşkın ülkeden 47 sanatçı
Eser Sayısı: 100'ün üzerinde

Küratörün Sesi: Christine Tohmé, bienali "dünyada ezilenlerin hissiyatını değiştirmeye adanmış bir çalışma" olarak tanımlıyor.

Siyasi Vurgu: Açılış konuşmasında Filistin, Sudan ve Kongo'daki duruma dikkat çekilerek "soykırım" ifadesi kullanıldı.

Üç Yıllık Yolculuk: Bienal, geleneksel formatı kırıyor; sergi, kamusal program ve akademi çalışmalarıyla 2027'ye kadar sürecek.

Yürüyerek Sanat: Tüm mekânlar yürüme mesafesinde. Ziyaretçiler şehrin dokusu içinde tam bir deneyim yaşayacak.

Zihni Han'ın Açılışı: Tarihi Zihni Han, büyük bir restorasyonla bienal sayesinde ilk kez kapılarını açıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

21 Haziran 2025 Cumartesi

Dorsay’lar Damgasını Vurdu-Yılmaz Parlar

  

Sanatın Zirve Gecesi

Yeni Tiyatro & Yeni Sinema Ödülleri’nde Ustalara Alkış Yağmuru

Mecidiyeköy Torun Center Büyük Sahne, 20 Haziran 2025 Cuma gecesi...
Sanat dünyasının kalbi, tiyatro ve sinemanın emekçilerini onurlandırmak üzere bu özel gecede attı.

12. Uluslararası Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri ile Yeni Sinema Dergisi'nin ilk kez ortaklaşa düzenlediği bu prestijli organizasyon, bir nevi sanatın bayramı oldu.

Geceye Damgayı Vuranlar, Dorsay’lar
Usta sinema eleştirmeni, yazar ve kültür insanı Atilla Dorsay, 50 yılı aşkın sanat yolculuğunun simgesi olarak "Onur Ödülü"ne layık görüldü.
Eşi, kültür destekçisi Leman Dorsay ise "Sanata Katkı Ödülü" ile takdir edildi.
İkili, yalnızca birbirlerine değil, Türkiye’de sanatın hafızasına ve ruhuna verdikleri katkıyla alkış yağmuruna tutuldu.

Atilla Dorsay, sadece bir eleştirmen değil; sinemanın vicdanı, belleği, zarafeti ve duruşudur. Her satırıyla yeni bir bakış açısı kazandıran, yıllar boyu kuşaklara ışık tutan bu büyük duayeni ayakta alkışlamak yetmez. Eşi Leman Dorsay ise onun yanında değil, daima onunla birlikte sanata gönül vermiş gerçek bir kültür neferi…

Emekle Gelen Zafer, Gülenay Börekçi & Özgür Kalyoncu
“Emek Ödülleri”nin bu yılki sahipleri, tiyatro alanında yıllardır fikirleri ve üretimleriyle katkı sunan Gülenay Börekçi ile Özgür Kalyoncu oldu.

Her iki isim de sahnelerin arka planındaki görünmez kahramanlardan… Onlara verilen ödüller, sadece bireysel başarılarının değil, sanatın mutfağındaki emeğin de değer gördüğünün göstergesiydi.

 “Sahne sadece oyuncularla değil, perde arkasındaki fikirle, sözle, yazıyla, araştırmayla ayakta durur. Börekçi ve Kalyoncu’nun katkıları bu yapının temel taşlarıdır.”

Gecenin Sahnesinde Duygular Vardı


Sunucular Korhan Abay ve Arzu Yanardağ gecenin ruhunu ustalıkla taşıdı. Korhan Abay’ın şiirsel sunumu, izleyicileri adeta duygusal bir yolculuğa çıkardı.
Sahneye davet edilen isimler arasında Halil ErgünDemet EvgarAyşen İnciTilbe SaranCansu TopçuKerem AkçaSeray Şahinler gibi birbirinden değerli sanatçılar vardı.

Gecenin müziksel nefesi ise usta piyanist Tuluğ Tırpan’dan geldi. Mini konseri, sanatın evrensel duygusunu yansıttı.

Jüri Başkanı Erbil Göktaş,

“Kaosun ve karanlığın içinde sanat bir kandildir. Bu ödüller yalnızca başarıyı değil, karanlığa inat direnen ışığı da onurlandırır.”

Yayın Yönetmeni Sayım Çınar’dan,

“Yeni Tiyatro Dergisi 20 yaşında, bu yıl sinema ile buluştu. Artık daha güçlü bir sahnemiz var.”

Ustalıkla Geçmiş Bir Ömür, Atilla Dorsay’dan Alçakgönüllü Teşekkür:

“Emek benim için en kıymetli şeydir. Üretmeye devam ediyorum çünkü seviyorum. Mimarlığı da, müziği de, sinemayı da…”

Leman Dorsay’dan Etkileyici Vurgu,

“Kadınların yaşam yolculuğunda ışık olmak istiyorum. Kültürle, sanatla, dayanışmayla…”

Sanatın Onur, Emek ve Umutla Buluştuğu Gecede Birlik Mesajı
Bu ödüller sadece birer plaket değil. Bir neslin emeği, bir kuşağın direnci ve sanatın geleceğine duyulan inancın belgesi.

Sanat bir direniştir. Bu gece ise o direnişin ne kadar zarif, tutkulu ve kalıcı olduğunu gösterdi. Dorsay’larla taçlanan bir ödül töreni, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de ilhamı oldu.

yilmazparlar@yahoo.com

20 Haziran 2025 Cuma

Dört Kapı Anadolu Rüyası Lansmanı-Yılmaz Parlar

 

Anadolu’nun Kültür Hazinesi “Dört Kapı”yla Sahneye Taşındı

Forte Kültür Sanat Akademisi’nden Kültürel Bir Diriliş Hareketi

Forte Kültür Sanat Akademi’nin öncülüğünde hayata geçirilen “Anadolu Rüyası” projesi, bu yıl “Dört Kapı” temasıyla sahneye taşınıyor.

Kültürel mirası genç kuşaklara aktarmayı hedefleyen proje, yurt içi ve yurt dışında elde ettiği başarılarla dikkat çekiyor. Litvanya, Güney Kore ve Jeju Adası’nda Türkiye’yi başarıyla temsil eden ekip, 2025 yılında Brezilya’da yapılacak uluslararası yarışmada da sahne alacak.

Topkapı Kültür Parkında 19 Haziran 2024 Perşembe günü Lansmanı yapılan projenin açılış konuşmalarını Akademinin kurucusu ve projenin genel sanat yönetmeni Okan Gürbüz, İpek Yolu Kamu Diplomasisi ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Başkanı Seyfullah Türksoy, Anadolu Folk Grubu Kurucusu ve Başkanı Göksenin İleri, yaptılar.

Akademinin kurucusu ve projenin genel sanat yönetmeni Okan Gürbüz, 28 yıllık halk dansları birikimiyle bu rüyayı 2015 yılında başlattı.

Lise ve üniversite öğrencilerine yönelik hazırlanan proje, sadece dans eğitimiyle sınırlı kalmayıp yaşam kültürü, sahne disiplini, makyaj ve kostüm gibi alanlarda da kapsamlı bir eğitim sunuyor.

Ankara, İzmir, Uşak ve Giresun gibi şehirlerde 8 ay boyunca süren çalışmalar sonucunda, 60 öğrenci 29 Haziran’da Ankara’da büyük bir gösteriyle sahne alacak.

Proje kapsamında Pomak, Bektaşi ve Süryani kültürlerinden esinlenilen danslar eşliğinde birlikte yaşamanın zenginliği yeniden yorumlanıyor. “Dört Kapı” temasıyla izleyiciyi mistik bir yolculuğa çıkaran gösteri, Anadolu’nun çok katmanlı kültürel yapısına dikkat çekiyor.

29 Haziran'daki gösterimin ardından proje Giresun, İzmir ve İstanbul’da sahnelenmeye devam edecek. Anadolu’nun kadim kültürünü yaşatmak adına önemli bir adım olan bu proje, aynı zamanda uluslararası arenada Türkiye’nin kültürel gücünü temsil etme hedefi taşıyor.


Anadolu Rüyası “Dört Kapı”yla Yeniden Hayat Buldu.
Forte Kültür Sanat Akademisi'nin kurumsal çatısı altında hayata geçirilen "Anadolu Rüyası" projesi, bu yıl “Dört Kapı” temasıyla başta Ankara olmak üzere birçok şehirde sahneye taşınıyor. Pomak, Bektaşi ve Süryani kültürlerinden ilham alan gösteri, Türk kültürünün zenginliğini ve çok sesliliğini sahneye taşıyor.

Forte Kültür Sanat Akademisi, Türkiye’de Bir İlk

Kurucu Okan Gürbüz: “Bu Rüya, Anadolu'nun Rüyasıdır”

Projenin mimarı, aynı zamanda genel sanat yönetmeni Okan Gürbüz, lansman konuşmasında; “Bu bir çocuğun rüyası olarak başladı. 28 yıl boyunca Anadolu'nun zengin kültürel mirasını sahnede taşımaya adadım kendimi. 2015'te ‘Anadolu Rüyası’ ile gençlere bu mirası aktarmak için yola çıktık. Sadece dans değil; yaşam biçimi, geleneksel bilgi, sahne makyajı ve kostüm eğitimleri de verdik.

Projeyi Diyarbakır'dan Edirne'ye, Adana'dan Giresun'a kadar yaydık. Bu yıl 60 öğrencimiz sekiz ay boyunca İzmir, Uşak ve Giresun’da hazırlandı. 29 Haziran’da Ankara’da sahne alacaklar. Ardından İstanbul, Giresun ve İzmir’de gösterilere devam edeceğiz. Bu proje, geleneksel formata sadık kalan ama geleceğe bakan bir kültür hareketidir.”

“Dört Kapı”, Farklı Kültürlerin Ortak Sesi

Bu yılki tema olan “Dört Kapı”, Pomak, Bektaşi ve Süryani kültürlerinden izler taşıyor. Her biri Anadolu’nun çok sesli kültürel mozaiğini temsil eden bu unsurlar, danslarla ve anlatılarla sahnede can buluyor. Gösteri, 55 dakikalık dramatik bir anlatımla seyirciyi dört farklı kapıdan geçirerek kadim bilgeliğe ulaştırıyor.

Seyfullah Türksoy, “Bu Kültür Markalaşmalı”

İpek Yolu Kamu Diplomasisi ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Başkanı Dr.Seyfullah Türksoy, etkinlikte yaptığı etkileyici konuşmada şunları söyledi:

“Otuz beş yıldır Türk dünyasının her coğrafyasında kültürel diplomasi için çalıştım. Anadolu kültürü dünyanın en zengin hazinelerinden biridir ama ne yazık ki markalaşmayı başaramadık.

Marmaris’te, Kuşadası’nda sahnelenen yoz şovlar yerine kendi halk danslarımız, kültürel değerlerimiz tanıtılmalıydı. ‘Anadolu Rüyası’, bu eksikliği akademik bir yaklaşımla kapatıyor. Bu kıymetli projeyi gönülden destekliyoruz.”

Göksenin İleri, “Bu Gençlik Umut Veriyor”

Anadolu Folk Grubu’nun kurucusu ve usta eğitmen Göksenin İleri, sahneden gençlere ve projeye destek verdi; “Bu işi yıllardır yapan biri olarak söyleyebilirim ki; Okan Gürbüz’ün bu yolda yürümeye devam etmesi bizi hem mutlu ediyor hem gururlandırıyor. Her zaman yanındayım. Gençlerin bu projeye gönül vermesi, kültürümüzün yaşaması için büyük bir umut kaynağı.”





Sunucudan Mesaj, “Bu Sadece Bir Gösteri Değil, Kültürel Bir Davettir”

Etkinliğin sunucusu, lansmanın kapanışında; “Bu sadece bir sahne gösterisi değil; bu toprakların sesi, göçen geleneklerin hatırlatılması ve geleceğe bir çağrıdır. Anadolu Rüyası, hepimizi bu dört kapının ötesine, birlikte yaşamanın, üretmenin ve anı yaşatmanın değerine davet ediyor.”

Dünya Sahnesinde Anadolu Rüyası

Forte Kültür Sanat Akademisi'nin başarıları sadece yurt içiyle sınırlı değil. Litvanya, Güney Kore ve Jeju Adası’nda alınan dünya birincilikleri, Türkiye’yi uluslararası arenada başarıyla temsil ediyor. Bu yıl Brezilya’daki bir uluslararası festivale katılacak olan ekip, kültürel diplomaside yeni bir adım atmaya hazırlanıyor.

Gelecek Turne Takvimi

29 Haziran – Ankara Gösterimi
Temmuz – Giresun ve İzmir Gösterileri
Sonbahar 2025 – İstanbul Gösterimi ve ardından uluslararası turne

yilmazparlar@yahoo.com

.


16 Haziran 2025 Pazartesi

ŞATTAFAT-Yılmaz Parlar

  

Sanatın Göz Kamaştıran Çığlığı

ŞATTAFAT” Sergisi Azarnegari Art House’da Büyüledi

Sanat, yüzeyin ardında saklanan hakikatleri cesurca anlatabildiğinde gerçek anlamını bulur. “ŞATTAFAT” sergisi tam da bunu yaptı: Estetiği bir sığınak değil, bir uyanış aracı olarak kullanarak izleyicisini hayranlıkla sarstı.

Azarnegari sanatını dünyaya kazandıran efsanevi sanatçı Ahad Saadi’nin kurucusu olduğu Azarnegari Art House, etkileyici bir sanat etkinliğine daha ev sahipliği yaptı.

Azarnegari Art House, Sanat Merkezi direktörü Handan Oksal gelen misafirlerle ayrı ayrı ilgilendi.

Sanatçı Ayça Şen’in dört yıldır sürdürdüğü “Yeteneksizler için Resim Atölyesi”nin altıncı sergisi olan “ŞATTAFAT”, izleyiciye yalnızca sanat değil; estetik, kültür, politika ve toplumsal cinsiyet üzerine derin bir sorgulama sundu.

Kadın Bedeninin Sessiz Çığlığı ve Görünürlüğün Ekonomisi

Sergi, özellikle kadın bedeni üzerinden şekillenen toplumsal beklentileri, görsel normları ve muhafazakâr estetiği sarsıcı biçimde gözler önüne serdi. Muhafazakârlığın ve tüketim kültürünün iç dünyamıza nasıl sızdığına dair çarpıcı bir sorgulama sunan sergi, sadece estetik değil, aynı zamanda bir zihinsel devrim teklif etti.

Kadın bedeni, gündelik jestler, arzular ve estetik normlarla örülü bir koreografi içinde sunulurken, sanatçılar “kadın” kimliğinin sistem tarafından yeniden tanımlanma çabasını teşhir etti. “Görev yalnızca görünmek değil; göze uygun görünmek, estetikle rıza üretmek” fikri, serginin ana eksenini oluşturdu.

Dolay Özdinç Göğüş’ten Unutulmaz Performans: ‘Ortadoğu Yine Yanıyor’

Serginin en dikkat çekici anlarından biri, Dolay Özdinç Göğüş’ün yuvarlak halı üzerinde gerçekleştirdiği performans oldu.

Oryantal ezgilerin eşlik ettiği bu anlatı, sadece bir dans değil; ideolojik ortaklıklara ait arzuların ve coğrafyanın kadın bedeni üzerinden yazdığı kaderin sembolik temsiliydi. Göğüş’ün ifadesiyle:

“Ortadoğu yine yanıyor. Sahnedeki figür hâlâ aynı: Birileri birileri üzerinden insanlık suçlarını, nefret şartlarını intikam ateşiyle aklileştirmeye çalışıyor.”

Bu performans, kadının sesi bastırılmış, bedeni gözetim altına alınmış dünyasında aslında söylenemeyenlerin çığlığıydı. Yüzeyde şatafat, derinde çöküştü.

Kolektif Anlatının Gücü: Doğa, Döngü, Kadın ve Zaman

Angelina Zeynep Trupia, Neslihan Hüsna, Sürayya Kurt gibi sanatçılar; doğa, zaman ve kadının dişil yaratım gücü üzerine kurulu eserleriyle dikkat çekti. Bu eserlerde doğa ve kadının birlikte döngüsel bir bütünlük oluşturduğu, bereket ve doğurganlık sembolleriyle derin bir bağ kurulduğu görüldü.

Şatafat burada yalnızca maddi ihtişamı değil, yaşamın göz kamaştırıcı karmaşasını da temsil eden bir metafora dönüştü.

Ahad Saadi’den Barış Çağrısı ve Kültürel Güç Vurgusu

Açılış konuşmasında Ahad Saadi, sanatın evrensel diliyle barışı yüceltirken, İran kültürünün kadim gücüne de vurgu yaptı.

“Sanat, barışın en güçlü taşıyıcısıdır. Azarnegari sanatıyla amacımız; farklılıklarımızla birlikte daha zengin, daha güçlü bir dünya kurmak. İran; sanatı, kültürü ve halkının dirayetiyle bu yolda önemli bir köprü olmaya devam edecektir.”

Sergi 21 Haziran’a Kadar Açık

Sanatseverlerin büyük ilgi gösterdiği sergi, açılış sonrası düzenlenen açık artırmayla da koleksiyonerlere ulaşma şansı sundu. “ŞATTAFAT”, 21 Haziran’a kadar Azarnegari Art House’da ziyaret edilebilir.

ŞATTAFAT, yalnızca bir sergi değil, sanatın direnişe dönüştüğü bir manifesto… Bu sergiyle birlikte estetiğin sadece göz alıcı bir yüzey değil, yüzeyin altında saklı hakikatin dili olabileceği bir kez daha kanıtlandı. Sanat adına, cesaret adına, kadın adına Mükemmel

yilmazparlar@yahoo.com

14 Mayıs 2025 Çarşamba

Ahad Saadi’nin "Bariş İçin Savaş" Eseri-Yılmaz Parlar

  

Ahad Saadi’nin "Bariş İçin Savaş" Eseri

Sanat Dünyasında Büyük Yankı Uyandırdı

Ateşin ve Kumaşın Dansıyla Barışa Yolculuk

Ahad Saadi ve "Azernegari":

Işığın ve Gölgenin Dansında Bir Barış Çağrısı

Sanat, insanın ruhunun en derin dehlizlerinde yankılanan bir sestir.

Bazen bir patlama darbesinde, bazen bir melodi notasında, bazen de bir kişinin bilgilerini içinde kendini gösterir.

 Ahad Saadi, "Azernegari"nin adını taşıyan özgün sanatıyla bu sesi ve güçlü bir şekilde duyuran nadir sanatçılardan biri.



Kendi adıyla anılan "Azernegari" tekniğini geliştirerek çağdaş sanat literatürüne özgün bir soluk kazandıran dünyaca ünlü Azeri sanatçı Ahad Saadi, sanatın sınırlarını zorlayan yeni eseri “Barış için Savaş” ile büyük yankı uyandırdı.



13 Mayıs 2025 Salı akşamı, Hilton Istanbul Maslak Hotel’de düzenlenen görkemli lansman gecesinde tanıtılan eser, yalnızca görsel değil, aynı zamanda insanlığa barışı hatırlatan güçlü bir çağrı niteliği taşıyor. Otelin lobisinde siyah örtüyle gizlenerek sergilenen eser, alkışlar eşliğinde Prof. Dr. İlber Ortaylı ve davetliler tarafından birlikte açıldı.



Kumaşı Ateşle Resmetti: Yakılarak Oluşturulan Sanat Manifestosu

Yaklaşık 10 metrekare büyüklüğündeki dev tablo, geleneksel boyama tekniklerinden tamamen ayrılan özgün yapım süreciyle dikkat çekiyor. Saadi, kumaşı ateş pürmüzüyle işleyerek, yüzeyde oluşturduğu yanık tonlar ve katmanlarla üç boyutlu bir derinlik elde etti. Bu dokular, yer yer güderi hissi veren bir yapıya bürünerek izleyicide dokunsal bir illüzyon yaratıyor. Yağlı boya ile bütünleşen bu teknik, sanatçının ustalığını ortaya koyuyor.



Sanat ve Barışın Evrensel Buluşması

Ahad Saadi, 4200 saatlik bir çalışmanın ürünü olan bu eseri için şöyle konuştu:
“Bu eseri, bölgemizdeki savaşlara karşı bir vicdan çağrısı olarak tasarladım. Her yanık kumaş kokusunda barışı aradım. Umarım bu çalışma, dünyayı yönetenlere şu sözü hatırlatır: ‘En kötü barış bile en iyi kazanılmış savaştan iyidir.’”



Ortaylı: “Bir Manifesto”

Tarihçi yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı da geceye katılarak eseri şu sözlerle yorumladı:
“Ahad Saadi, sanatın gücünü barışa adayan bir dahi. Bu eser yalnızca bir tablo değil, bir manifestodur.”

Cannes Film Festivali’ne Yolculuk

“Barış için Savaş”, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası arenada da büyük ses getirmeye hazırlanıyor. Eser, önümüzdeki hafta Fransa’da düzenlenecek Cannes Film Festivali’nde sanatseverlerle buluşacak. Bu sayede, sanatın evrensel diliyle tüm dünyaya “barış” temalı güçlü bir mesaj iletilecek.



Sanatın Gücüyle Ateşten Barışa

Ahad Saadi’nin bu sıra dışı eseri, izleyiciye yalnızca bir tablo sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sessiz bir çığlığı, yakılmış hayalleri ve yeniden doğan umutları betimliyor. Kumaşın ateşle şekillendiği bu çağdaş anıt, sanatçının yalnızca güzelliği değil, insanlığın vicdanını da görünür kılma çabasının bir sembolü olarak öne çıkıyor.

Ahad Saadi, Azernegari sanatı ile sadece estetik bir şölen sunmakla kalmayıp, aynı zamanda insanlığa önemli bir mesaj veriyor: Barış, her türlü çabaya değer bir hedeftir. Onun sanatı, aramızdaki kısır konulardan kurtulmaya, empati kurmaya ve daha adil bir dünya inşa etmeye davet ediyor.

 Ahad Saadi'nin sanatı, bu paradoksu anlamamıza yardımcı olabilir. Sanatçı, savaş acılarını ve barışın çoğalmasını aynı anda vurgulayarak, bizi bakış açısının kısır anlatımdan kurtulmaya davet ediyor. Onun eserleri, barışın sadece silahların susmasıyla değil, aynı zamanda insanların kalplerinde ve zihinlerinde de inşa edilmesiyle mümkün olduğunu hatırlatıyor.



 Yurt dışından sergi için gelenler gibi seyahatini yarım bırakan iş kadını Fitnat Şaşal Yemişci’nin yorumunu almak istedik;

 Yemişci, “Saadi'nin eserleri, sadece estetik bir zevk sunmakla kalmaz, aynı zamanda izleyiciyi de düşündürür, sorgulamaya ve en önemlisi empati kurmaya davet eder.

 Saadi'nin sanatında, Ülkesimin, zengin kültürel özellikleriyle modern dünyanın karmaşıklığı iç içe geçer. Geleneksel motifler, çağdaş ilişkilerle hayatı yeniden bulur. Sanatçı, ürünlerinde sıklıkla insan figürlerini kullanır.” Şeklinde genelleme yaptı.

 yilmazparlar@yahoo.com

9 Nisan 2025 Çarşamba

EKAV İçsel Yansımalar Sergisi-Yılmaz Parlar

 EKAV’dan Sanatın Büyüleyici Dünyasına Yolculuk

İçsel Yansımalar’ Sergisi ile Ruhun Derinliklerine Yolculuk

"İnci Aksoy’un Vizyonuyla 34 Yıldır Sanata Işık Tutan EKAV, Türkiye ve İngiltere’den Sanatçıları Bir Araya Getirdi"

Türkiye’nin kültür ve sanat dünyasında ilham verici bir figür olarak öne çıkan, aynı zamanda iş dünyasının en güçlü kadınlarından biri olan İnci Aksoy’un kuruculuğunu üstlendiği EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı, bir kez daha sanatseverleri büyüleyen bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

EKAVART Gallery’de açılışı gerçekleşen “İçsel Yansımalar (Inner Psyche)” isimli uluslararası karma sergi, sanatın ruhu iyileştiren ve dönüştüren gücünü bir kez daha ortaya koyuyor.

Sergi, insan ruhunun derinliklerine uzanan, psikoloji, duygusal dışavurumculuk ve sembolizm akımlarını harmanlayan bir anlatım sunuyor.

Türkiye’nin öncü kültür ve sanat kurumlarından Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı (EKAV), kurucusu İnci Aksoy’un öncülüğünde, 34 yıldır sanatın dönüştürücü gücünü toplumun her kesimine ulaştırıyor.

Türkiye’nin en başarılı iş kadınlarından biri olan ve sanata olan tutkusuyla tanınan Aksoy, EKAV’ı “Sanat Geliştirir, Sanat İyileştirir, Sanat Birleştirir” vizyonuyla bir marka haline getirdi.

Sanatın Gücüyle İyileşmek ve Birleşmek

EKAV’ın Büyüleyici Mirası

“İçsel Yansımalar (Inner Psyche)”, Ruhun Labirentlerinde Yolculuk



Sezin Aksoy’un küratörlüğünde düzenlenen “İçsel Yansımalar” karma sergisi, Türkiye ve Birleşik Krallık’tan 16 sanatçıyı bir araya getirdi.

Sergi, psikoloji, duygusal dışavurumculuk ve sembolizm  akımlarından beslenerek, insan bilinçaltının derinliklerine ışık tutuyor.

Sanatçılar, sosyal kimliklerin yarattığı baskıları, insan psikolojisindeki kırılmaları ve duygusal dönüşümleri farklı tekniklerle ele alıyor. Sergide, ışık ve rengin insan ruhundaki yansımaları adeta bir şölene dönüşüyor.

Her bir eser; bilinçaltının sessiz çığlıklarını, toplumsal rollerin birey üzerindeki baskısını ve ruhsal dönüşümü izleyiciyle buluşturuyor. Farklı teknikler ve disiplinlerin bir araya geldiği bu özel sergi, sanat aracılığıyla içsel keşfin kapılarını aralıyor.

“İçsel Yansımalar”8 Mayıs 2025’e kadar Ekavart Gallery’de sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.



Yasemin Vardarlılar’ın Büyüleyici Seramik Evreni “Başka Neler Mümkün?”

Sergide yer alan dikkat çeken isimlerinden ressam ve seramik sanatçısı Yasemin Vardarlılar.

Eserlerinde izleyiciyi gerçeklikten koparıp hayali bir yolculuğa çıkarıyor.

Gerçekliğin dışına çıkaran “Bu fiziksel yaşamın ötesinde başka hangi sihirler var?”

“Başka neler var?” gibi soruların peşinde koşan Vardarlılar, son serisinde beden ve ruhun uyumunu sorguluyor.

“Ya bedeniniz ruhunuzla birlikte genişleyebilseydi?” sorusunu yönelten sanatçı, çalışmalarında insan bedeninin ve kimliğinin metamorfozunu şiirsel bir dille yansıtıyor. Eserlerindeki çok katmanlı yapı, ruh ve bedenin farklı evrenlerdeki dansını gözler önüne seriyor.

EKAV,  Sanatın İyileştirici Gücüne İnanan Bir Çatı

Adı sanata, eğitime ve toplumsal duyarlılığa adanmış bir yaşamla özdeşleşen İnci Aksoy, EKAV’ı 1991 yılında sadece bir vakıf olarak değil, geleceğin sanatçılarına umut veren bir vizyon merkezi olarak kurdu.

Sanatı herkes için erişilebilir kılma hedefiyle yola çıkan Aksoy, bu süreçte sadece Türkiye’de değil, uluslararası arenada da büyük saygı kazandı.

İnci Aksoy’un liderliğinde EKAV, sanatla büyümek, gelişmek ve iyileşmek isteyen herkes için bir yuva oldu. Onun vizyonu ve emeği sayesinde, "Sanat Geliştirir, Sanat İyileştirir, Sanat Birleştirir" mottosu sadece bir söz değil, EKAV’ın hayata geçirdiği her projede hissedilen bir gerçeğe dönüştü.

Sanatı toplumla buluşturma misyonuyla hareket ediyor. Bağış makbuzu ile çalışan vakıf, düzenlediği etkinliklerden elde ettiği gelirleri genç sanatçıların eğitimine aktarıyor.

Ekavart Gallery, her geçen gün büyüyen programıyla, Türkiye’nin kültür sanat hayatına yön veriyor.

“Sanat, sınırları olmayan bir dildir. EKAV ise bu dilin en güçlü temsilcilerinden biri.”

Süzer Plaza’da Ritz Carlton Oteli altında bulunan Ekavart Gallery, kar amacı gütmeyen bir sanat merkezi olarak, genç yeteneklere burs desteği sağlıyor ve sanatseverlere unutulmaz sergiler sunuyor.

Galerinin yalnızca bir sergi mekânı değil, aynı zamanda bir kültür platformu olarak büyümesi, EKAV’ın sanata olan tutkusunun ve vizyoner duruşunun en büyük kanıtı.

“İçsel Yansımalar” sergisi, 8 Mayıs 2025’e kadar sanatseverleri Ekavart Gallery’de bekliyor.

yilmazparlar@yahoo.com.

Sonsuz Tiyatro’da Şen Kızlar-Yılmaz Parlar

    Sonsuz Tiyatro’da Kahkaha Dolu Bir Gece Tiyatro, Sinemanın Görünmeyen Omurgasıdır Tiyatro sahnesi, bir oyuncunun gerçek ustalığa ulaştığ...